İçeriğe geç

Fanatizm ve Bilim

19/02/2019

Tüm takımların taraftarları en çok haksızlığa uğrayan camianın kendileri olduğuna inanıyor. Bu görüşe göre hakem hataları toplamda benim takımımın aleyhine, rakibimin lehine daha fazla oluyor. Şampiyonluk yarışında mıyım? Hakemler benim aleyhime, yarıştaki rakibimin lehine daha fazla hata yapıyor. Küme düşme mücadelesinde miyim? Aynı şey. En iyi camia benim camiam. En iyi kulüp benim kulübüm. Biz haklıyız, rakibimiz haksız. Tüm takımların taraftarlarının haklı olması mantıken mümkün değil. Ben de kendim bu dertten muzdaripdim. Bana göre hakemler şampiyonluk yarışında benim takımımın aleyhine rakibim kimse onun lehine idi. Hakemleri de yenmek zorundaydık. Hatta medya en büyük rakibimin elindeydi, dahası kamuoyu algısını ve hakemleri manipüle ediyordu. 2004 yılında ben hakemlerin tuttuğum takım aleyhine çalıştığına yürekten inanıyordum. Halbuki, rakip takım taraftarları tam tersine inanıyorlar ve cansiparane haykırıyorlardı. Dahası, futbol medyasındaki genel kanı da benim aleyhimeydi. Bu inancın bende oluşturduğu nefret bana ve çevreme büyük zarar veriyordu. Fanatikçe bir yalana inanıyor ve gereksiz bir mutsuzluk girdabında dirilip dirilip boğuluyor olabilir miydim? Bu doğruysa, buna bir son vermeliydim. Peki ama nasıl?

İnsanlık tarihinde bu durum için geliştirilmiş en iyi yol bilimdir. Bu durumda, bilimin gerektirdiği şüpheciliği ve önerdiği yöntemi kullanmanın tam zamanıydı. Şanslıydım çünkü bilimi biliyordum. Ona kendimden fazla inanıyor ve bilimle fiilen uğraşıyordum. 2004 yılında düşünmeye başladım. Hakemlerin tuttuğum takımın lehine mi aleyhine mi olduğunu bilimsel ve dolayısıyla sayısal bir şekilde nasıl kanıtlayabilirim? Hem de kısıtlı imkanlarımla! Elinizde çekiç olunca çivileri arıyorsunuz. Benim elimde üst düzey matematik, yazılım ve veri analizi yetenekleri vardı. Hemen hangi sayısal verileri alabileceğimi araştırdım. 2004 yılında bilimsel yöntemin şart koştuğu sağlamlıkta ve ayrıntıda veri tedariki ve analiziyle ilgili işin zorluğuyla karşılaşınca veri uzayı hedefini küçülttüm. Ancak az veriyle çok bilgi/bulgu çıkarabilmeliydim. Sonunda penaltı ve gol adetleri arasında iyi bir korelasyon yakalayabileceğimi sezdim. Penaltı maçın sonucuna büyük etki eden bir hakem kararıydı/takdiriydi. Penaltı ve gol adetleri tartışmasız sayısal verilerdi. Dahası benim asıl araştırma kapsamım sadece o sezon, değil tüm sezonlardı. Kamuoyundaki iddia sadece o sezon değil her sezon takımımım kaydırıldığı şeklindeydi ve ben bunun tam tersine inanıyordum. Eğer yeterince çok sezondan takımların attığı gol adetleri ile kazandıkları penaltı adetleri bilgisini elde edersem belki matematiksel açıdan anlamlı bir sonuç çıkarabilirdim.

Heyecanla veri arayışına giriştim ve sonunda iki bağımsız kaynaktan yaklaşık 10 sezona dair verileri elde ettim. Kalbim küt küt atıyordu. İlk iş penaltı adetleri ile gol adetleri arasında bir korelasyon olup olmadığına bakmaktı. Veileri Excele aktardığımda bir uzman olarak ilk bakışta korelasyonu görünce nasıl heyecanlandığımı anlatamam. Ancak bilimsel yöntemleri kullanmalıydım. Hemen Excel ile entegre istatistiki gereçleri kullanarak ilk hesaplarımı yaptım. Sonuç beklediğimden iyiydi. Yeterince uzun vadede daha çok gol atan takım daha çok penaltı kazanıyordu. Çıkan grafik; “yeterince yüksek denemede daha fazla zar atan daha fazla şeş atar” olgusununkiyle aynıydı. Aslında çok mantıklı: yeterince uzun vadede rakip ceza sahasında çok etkinseniz hem daha çok gol atarsınız hem de daha çok penaltı kazanırsınız. Zaten daha sonra Yılmaz Vural’ın da bana çok iyi açıkladığı gibi: Penaltı gole engel çabasıdır. Daha çok gol atma durumuna gelirseniz daha çok engellenirsiniz. Daha çok gol => daha çok penaltı. Hemen aklıma Fizikteki “İş” konusu geldi. Bir yüzeydeki bir kütleyi hareket ettirmeye çalıştığınızı düşünün. Daha uzun mesafeye iterseniz daha çok iş yaparsınız ve daha çok sürtünmeye engeline maruz kalırsınız. Yani siz daha fazla iş yaparsanız sürtünme kuvveti de size daha fazla engel olur (size karşı daha fazla iş yapar). Bu bir doğa kanunudur. Bizim araştırmamızda daha fazla iş daha fazla gol atmak, daha fazla sürtünme işi de daha fazla penaltı yapmaktır.

Bizim ligimizde yaklaşık 10 sezonda böyle bir grafiğin çıkması hakemlerin uzun vadede tek bir takıma yönelmediğini gösteriyordu. Sıra tuttuğum takıma bakmaya gelmişti. Eğer takımım standart sapma içinde bir penaltı/gol oranına sahip olsaydı hem ben hem de rakip takım taraftarları ve kamuoyu haksız olacaktı. Ancak, tuttuğum takım tüm takımlar arasında standart sapmanın dışında kalan tek takımdı. Tek istisna. Dahası takımımın ortalamaya uzaklığı istatistiki açıdan yadsınamayacak bir anomaliteyi gösteriyordu. Şöyle düşünün; uzman bir radyolog olarak ultrason grafiğinde orada olmaması gereken büyük bir kütleyi tespit ediyorsunuz. Bilim insanıysanız bu bulguyu yok sayamazsınız. Bu durum tuttuğum takım ile ilgili anormal bir şey olduğunu gösteriyordu. Yani ya ben haklıydım, ya da futbol kamuoyu ve rakip takım taraftarları. Yani ya dibine kadar haklıydım ya da dibine kadar haksız. Ortası yoktu. Her ikimizin de yanıldığı senaryo elenmişti.

Sonuçlar tartışmasız şekilde bu anormal durumun tuttuğum takımının aleyhine olduğunu gösteriyordu. Yani hakemler gerçekten de takımımın aleyhine bir tavır sergiliyorlardı. Hem de tam inandığım gibi 10 yıldır. Fanatiklikten muhakeme yeteneğimi yitirmemiştim. Ancak burada önemli olan husus şudur: Eğer deliller tam tersine çıksaydı, daha da mutlu olacaktım. Gerçek bir bilim insanı bir bilimsel deney/araştırma inandığı tezi çürüttüğünde daha fazla mutlu olur çünkü o zaman daha fazla şey öğrenmiş olur. Bildiğimiz şeylerin teyidindense, geliştirilmesi gerçek bilim insanlarının tercihidir.

Bu çalışmamı 2012 yılında daha fazla veri ile tekrarladım. İngiltere Premierre Lig’den 10 yıllık veri setini kontrol kümesi olarak ekledim. Veri setinin sağlamlığı için farklı kaynaklardan aynı seti aldım (TFF, Fanatik Gazetesi, vb.). Çalışmalarımın tekrarı arttıkça bulguların kesinliği de arttı. Liglerin sağlığına dair tamamıyla sayısal analize dayalı bir teşhis sistemi üzerine çalışmalar yaptım. Bu çalışmalarım bağımsız bilimsel çalışmalara ışık tuttu ve atıflar aldı.  Biri İTÜ’den, diğeri Marmara Üniverstiesi’nden iki çalışmayı bu sitede yayınlıyorum.

  1. İTÜ’den Şike Davası Dosyasına Önemli Rapor
  2. Spor kulüplerinde kamuoyu algısının önemi

Çalışmalardan birincisi İTÜ’nün kurumsal imzasını taşımakta olup, olasılık ve istatistik konularında önemli ders kitaplarının yazarı Doç.Dr. Cevdet Cerit’e aittir. Cevdet Hocamızın farklı yıllar ve veri setiyle aynı sonuca ulaşması önemlidir. Daha da önemlisi veri incelemesinde vardığı sonucun tuttuğu takımın en büyük rakibinin lehine çıkmasıdır. Elbette bilimsel yöntemi uygularken tuttuğunuz takımın önemi yoktur ve Cevdet Hocamız analizine tuttuğu takım açısından bakmayı aklına dahi getirmemiştir. Bilimde son derece normal olan bu tavrın futbol kamuoyuna egemen olması en büyük hayalimdir.

From → Futbol

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: