İçeriğe geç

İTÜ’den Şike Davası Dosyasına Önemli Rapor

08/07/2012

Aziz Yıldırım’ın avukatları şike davası dosyasına son anda İTÜ’den önemli bir delil sundu.

Aziz Yıldırım’ın avukatlarının şike davasının dosyasına İTÜ’den önemli bir tetkik raporu sunduğu öğrenildi. Avukat Turan Öner İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi’ne ve İTÜ Beden Eğitimi Bölümü’ne 29.05.2012 tarihli dilekçesiyle başvurarak Aziz Yıldırım’ın başkanlık yaptığı 15 sezon ile Mahmut Özgener’in federasyon başkalığı yaptığı üç sezona ait dönemde hakemlerin kararlarının Fenerbahçe Spor kulübü bakımından değerlendirilmesi talebinde bulundu. Av. Turan dilekçe ekinde Türkiye Futbol Süper Ligi’nin son 17 sezonuna ait tüm takımların puan cetveli ve penaltı verilerini sundu. İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Matematik Mühendisliği Bölümünü görevlendirdi. Matematik Mühendisliği Bölümü Başkanlığı da 30.05.2012 tarihli talimatıyla öğretim üyesi Doç.Dr. Cevdet Cerit’i tayin etti.

Raporun Türk futbol kamuoyunu sarsacak sonuç bölümü şöyle.

1. Yeterince uzun vadede daha fazla gol atan takım daha fazla penaltı kazanır. Penaltıyla gol arasındaki bu sayısal ilişki güçlü bir pozitif lineer korelasyon ilişkisi olup ayrıntıları Madde 4.1 ve 4.2’de gösterilmiştir.

2. Son on yılda en çok gol atan takım açık arayla Fenerbahçe’dir. Fenerbahçe’yi sırasıyla Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor izlemektedir. Matematiksel hesaplanan PPİ değerlerine göre Fenerbahçe’nin son on yılda en fazla penaltı kazanan takım olması gerekir. Özden’in (2012) gösterdiğine göre kamuoyunda son on yılda dört büyüklerden en çok Fenerbahçe lehine penaltı verildiği algısı bulunmaktadır. Fenerbahçe’yi sırasıyla Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor izlemektedir. Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor için gerçek, kamuoyu algısıyla uyumludur.  Ancak Fenerbahçe için gerçek ile kamuoyu algısı birbirine zıttır. Fenerbahçe son on yılda en çok değil, en az penaltı kazanmış büyük kulüptür. Esasen Fenerbahçe lehte penaltı adedinde ilk dörde dahi girememiştir (Gaziantepspor’dan daha az penaltı kazanmıştır).

3. 1997-98 sezonundan günümüze kadar olan 15 sezona ait veriler Madde 4.5’te gösterilen matematiksel hesaplamalara tabi tutulduğunda hakemlerin bu dönemde penaltı kararlarında Fenerbahçe aleyhine bir tutumu olduğu tespit edilmiştir. Hesaplamalara göre bu durum %97 kesinlikle tesadüfi değildir. Penaltı hakemlerin takdir haklarının kullanıldığı en önemli kararların başında gelmektedir. Hakemler her kararda olduğu gibi penaltı kararlarında da zaman zaman hata yapabilirler. Hakemler takımlara karşı tarafsız ise yeterince uzun vadede takımların lehine ve aleyhine yapılan hataların birbirini telafi etmesi gerekir. Bu durum iş bu raporda gösterilen PPİ analizlerinde tespit edilmektedir. Esasen Fenerbahçe’nin rakipleri için bu durumun geçerli olduğu yukarıda gösterilmiştir. Ancak, bu 15 sezonun toplamında hakemlerin Fenerbahçe ile ilgili penaltı kararlarındaki hatalarının net toplamda ciddi bir farkla aleyhte olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu 15 sezona ait verilere göre bu durumun %97 olasılıkla tesadüfi olmadığı hesaplanmıştır.

4. 2008-09, 2009-10, 2010-11 sezonlarına ait veriler Madde 4.5’te gösterilen matematiksel hesaplamalara tabi tutulduğunda, hakemlerin bu dönem toplamında penaltı kararlarında Fenerbahçe’ye karşı nötr (tarafsız) bir tavır sergilediği tespit edilmiştir.

Bu rapor iddianamenin Aziz Yıldırım hakkındaki kök iddiasını çürütüyor. İddianame Aziz Yıldırım ve ekibinin teknik takibe alınması gerekçesi olarak aşağıdaki iddiayı öne sürüyor.

“Giresunspor yönetimini, adamı Ömer Ülkü vasıtası ile elinde bulunduran Olgun Peker’in, Giresunspor’un Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde yaşadığı sorunları da çözmeye çalıştığı, Giresunspor’a yönelik transfer yasağının kaldırılması amacıyla TFF Başkanı Mahmut Özgener nezdinde girişimlerde bulunduğu görülmüş, bu durum üzerine 04.02.2011 günü Mahmut Özgener hakkında iletişim tespiti çalışmalarına başlanmıştır.

Mahmut Özgener’e yönelik iletişim tespitlerinde, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın; şüphe çeken bazı görüşmelerinin  olduğu, aracılar üzerinden görüşüp buluştukları, Aziz Yıldırım’ın; Fenerbahçe futbol takımının oynayacağı müsabakalarda görev alacak hakemlerin Fenerbahçe aleyhine karar vermemesi için girişimlerde bulunduğu, bazı müsabakalar için hakem ayarlaması yapmaya çalıştığı, Mahmut Özgener’in; karşılığında futbol camiası içerisinde etkin konumda bulunan Aziz Yıldırım’ın desteğini almayı hedeflediği ve bu maksatla Aziz Yıldırım’dan gelen her türlü talebe olumlu cevap vermeye çalıştığı görülmüş, ardından Aziz Yıldırım hakkında da örgütsel ilişkilerinin tespiti ve ortaya çıkarılması için 17.02.2011 günü adli çalışmalara başlanmıştır.”

Yukarıdaki iddia kamuoyunun önemli bir kısmında Fenerasyon olarak nitelendirilen algıya işaret ederken, İTÜ’nün raporu bu algının yanlışlığını kanıtlıyor. Aziz Yıldırım ve ekibi Federasyon Başkanı üzerinden hakem ayarlamaları yapmış ve hakem kararlarına müdahalede bulunmuş olsa ve Federasyon Başkanı bu müdahalelere olumlu yanıt vermeye çalışsa, hakemlerin penaltı gibi önemli bir konudaki takdir haklarını Fenerbahçe lehine kullanmaları gerekirdi. Halbuki, İTÜ bunun tam tersinin söz konusu olduğunu kanıtlıyor. Uzmanlar Ahmet Çakar’ın 2007 yılında bir televizyon programında aynı konuya işaret ederek hakemlerin Fenerbahçe’ye penaltı vermekten kaçınmasının tesadüf olma ihtimalini o yıl için 65.536’da bir olarak hesapladığını hatırlatıyorlar. Nitekim her ne kadar iddianamenin kök iddiası Aziz Yıldırım ve “suç örgütünün” Federasyon Başkanı üzerinden hakem ayarlamaları yapması ve hakem kararlarına müdahalede bulunması ise de hiçbir hakem veya federasyon yetkilisi Fenerbahçe lehine işlenen bir suçtan dolayı hüküm giymedi.

İTÜ’nün raporundan hakemlerin takdir haklarıyla ilgili futbol kamuoyunda var olan FENERASYON algısının yanlış olduğu anlaşılıyor. Bu yanlış algının neden olduğu yanlış yargılama rapordaki kamuoyu ölçümlerinde görülüyor. Kamuoyu bu yanlış algının kaynağı olan bir iletişime uzun süre maruz kalmış olmalı. Emniyet mensupları, savcı ve hakimler toplumun bireyleridir. Onların da aynı kamuoyu iletişimine maruz kalmamış olmaları düşünülemez. Onlarda da aynı yanlış algı var ise bu yanlış algı hatalı yargılamaya neden olmuş olabilir mi? Bu yanlış algı ceza hukukunun şikeyle ilgili bir davada spor hukukuyla bu kadar çelişen bir karar almasında ne kadar etkili olmuştur?

Herşeye rağmen, devletimizin polisine, savcılarına ve hakimlerine saygımızı korumalıyız. Eğer savcıların ve hakimlerin yanlış algılarına dayalı hatalı işlemleri var ise bu işlemlerin düzeleceği yasal mercilerin yine devlet organları olacağını unutmamalıyız.

https://turktaraftarlarbirligi.files.wordpress.com/2012/07/itu-cevdet-cerit-rapor.pdf (Linkin üzerine sağ tıklamayla “Save target as” diyerek PDF formatındaki raporu indirebilirsiniz.)

From → Futbol

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: